21 Aralık 2014 Pazar

Bu aşk ....





bu aşk burada biter ve ben çekip giderim.
yüreğimde bir çocuk , cebimde bir revolver.
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim.
ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.-Ataol BEHRAMOĞLU-
.sessiz kaldım




3 Aralık 2014 Çarşamba

3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ...



Annelerin en büyük korkusu çocuklarının ölmesiymiş.
Engelli annelerininki çocuklarından önce ölmek...
3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ...

TIPKI  ANNEMİN  DÜŞÜNCESİ  GİBİ ...SADECE   SUSUYORUM İŞTE .

SESSİZ  KALDIM 

24 Kasım 2014 Pazartesi

.......

Senden  gelen   bir  ölüm   bir  çığlığın   kıyameti    kadardı    al  ömrümü   lanetler   yağsın   gök  mavisi   yüreğim den  dar   sokaklara  gebe  kalsın   anlamını   yitirmiş  tüm  sözlerin  
senden   gelen   bir  ölüm    bir  çığlığın  kıyameti   kadardı . ..  sessiz   kaldım ..


13 Kasım 2014 Perşembe

Yokluğunu Saklıyorum Kirli Elbiselerde



Yokluğunu saklıyorum kirli elbiselerde
Varlığını yüreğimle beyaz kefene

Demem o ki sevgili
Uykusuz bir sabahtır
Ülkemde sana uyanmak
Ve anlamı olmayan
Bir bakıştır yaşamak.

Hasan Selçuk BİRDAL....sessiz   kaldım 

10 Kasım 2014 Pazartesi

Çok sevdiğim ablam için Zeynep Yağmur ...







Yıllar  seneler     zamanlar   saatler o kadar   çok şey  var ki  bu saydıklarımın   içinde  nereden   nasıl  anlatsam  başlamaya  bilemedim    o kadar  çok  güzel  yaşanmışlıklar   güzellikler  var ki  bunu   anlatmama   ne  sözler   ne   kelimeler  nede  cümleler  yeter  aslında  her şey  bir  edebiyat   ve  şiir sayfasıyla   başladı  yalnızlık paylaşılmaz   ve daha  sonra  edebikelam olarak   devam  eden bir  sayfaydı  benim  için güzel  bir  başlangıç olmuştu    hem şiire  olan  sevgim   hemde  yazma arzum  beni  bu sayfa götürdü   ve    hem  büyüdüm    hem  kendimi  geliştirdim    hem  güzel  dostluklar   arkadaşlıklar   kurdum    yeri  geldi  güldük  eğlendik  yeri geldi   hüzünlendik  ağladık  iyi kötü  güzel  anılarımız  oldu  hatta  sitede  bir    nicki  hükümsüz   olan  bir  abim vardı :)  Türkçeyi  güzel kullan  kısa kısa  yazma  derdi  sürekli :) 
 bir  abim  daha  vardı o  sürekli Metin Kemal Kahraman - Kaybolan Kentin Eskicisi
   şarkısını  dinlerdi  biz  o zamanlar  sitenin  radyosu  vardı  orada  toplanırdık  zaman  geçtikçe  hepsinin  sevdiği  şarkıları  öğrenmiştik  :)  çok güzel  günleri  gerçekten  benim için  daha  aklıma  getirmedim  bir çok   insan  vardı bu aklımda  kalanlardı :)  tabi  bir de azade ablam  vardı siteyi kuran iyi ki  kurmuş beni  ablamla tanıştırdı :) tabi  senide tanımak güzel di  azade abla :) iletirsin  ablam :)   ama  özelikle biri  var ki  o yüreği  güzel insanı  iyi ki  tanımışım  diyorum    bana  bir  öz  abla  olan 
 Zeynep Yağmur   tabi ki  ablalarının  en güzeli  en  güzel  yüreklisi  en iyi hem   arkadaş  hem dost hem abla    olan   Zeynep ablam  yaniii  ablam :)    o kadar  çok  anılar  sığdırdık ki  yaşamımıza  onunla  hani  derler  ya  yazsam  roman olur  buda  böyle  bir şey bugün   onun  doğum günü    içim den  geçenleri  yazmak  istedim bugün   onun  için  daha nice  güzel ömürlerin   daha  nice  güzel anıların  olsun inşallah   ablam  benim  iyi ki  varsın  iyi ki tanıdım  seni iyi ki  benim  ablamsın  sevdiklerinle  ailenle  sağlıklı  huzurlu  daha  nice  güzel  ömürler  geçirmen  dileğiyle  canım  ablam  iyi ki  doğdun  doğum günün  kutlu olsun  canım ablam seni çooook  ama çooook   seviyorum  yüzünden  hiç bir zaman  tebessümler  eksik  olmasın  inşallah   güzel yürekli   ablam  benim  .....seni seviyorum 




Onun pembe düşleri var o bir mutluluk  ağacı yüzünden hiç eksik olmaz gülen yüzü Her yeni doğan güne umutla bakar tatlı bir tebessümle bakar hayata İçinde kopan fırtınaları var hüzünleri var acıyan kalbinde O acıyı hüznü bir gülüşe çevirdi o küçük dünyasında Acıyı da hüznü de yaşadı o gülen gözleri düştü gözünden damlaları yüreğinin içine acıyan yüreğine tuz bastı sustu yüreği O küçük yüreğine kocaman sevgiler umutlar hayaller sevinçler mutluluklar ekti Her zaman bir yanı acısa da o artık acıyan yanını tatlı bir tebessüme çevirdi gülen gözleriyle O artık çok mutlu küçük dünyasında onun adı dolunay ne olsa  
isyankar ablam için yazdığım kısa bir şiir ömrünce gül ablam seni çok seviyorum ...
2008 de  yazmıştım  bunu da  eklemek istedim :) 

sessiz   kaldım ....siz   güzel dostlarda  paylaşmak  istedim  şimdiden  hepinize  çok teşekkür  ederim  






24 Ekim 2014 Cuma

suret...

Bileklerinde miadı dolmuş bir intiharın izini taşıyan gövdeme
Yeni kayıp suretler arıyorum.
Ve üveyik kuşları ölmeden..
.İsmail SARIGENE..

15 Ekim 2014 Çarşamba

ANNEM ve Bayram hatırası :)

Efendim  öncelikle   tüm  dostlara   selam  olsun   uzun  zamandır   görünmüyordum  malum  okul  dertleri   derken      araya   kurban   bayramı   da  girdi   gerçi  bana  göre  deliye  her gün  bayram  da  işte :)   her  zaman  ki  sakin   ve  sessiz   geçen   bir  bayramdı benim   için  sadece  babamı  aradım   oda  memlekete   olduğu   için   gitmeyi  istemiştim  yanına   nasip  olmadı  neyse  artık  15  tatilde giderim  nasip  olursa  inşallah  huysuz   ehtiyarın   yanına  :)  bayram   benim   çocukluğum da   güzeldi   artık   hani   hep  diyoruz  ya  nerede  o  eski  güzel  bayramlar   o bayram   sabahı  heyecanla  beklemek    yeni  kıyafetleri   giyip o  renkli   akide  şekerlerinin   yemek  mutluluğu  vardı   annemin izin   babamızın  ellerini  öpmek  ve  büyüklerimizle  bayramlaşmanın   güzellikleri   vardı   ama   ne  yazık  ki  artık  kalmadı    böylesine  güzel  bayramlar   şimdi  artık  günümüz  toplu   mesajları   ve  maileri   var artık  ziyaretlerinin   yerini   onlar   aldı    zaten   sevmiyordum  bayramları  iyice  sevmez   oldum  ya   genede  bayram  diyorum  Rabbım   böylesine  güzellikler   vermiş  diyorum   sonra    geri vazgeçiyorum   bayramdır   bizim  dinimiz de  olan kurban  bayramı  ve  ramazan  bayramı eskiler   diyorum  ya  boşuna   söylememişler   nerede  o  eski bayramlar  diye
bu  bayramda   böyle  geldi  geçti işte  Rabbım  daha  nice  güzel  bayramlar  görmeyi  nasip etsin inşallah   cümlemize   efendim   bayram  bitti   derken   annem  girdi  araya   nasıl  girdi  derseniz  düşerek  :)  düşene  gülünmez  ama  valla  ben  güldüm :)  hemde  evde   tam  evin  solunun   kapının  önüne  düştü  ayağı  kaydı  küt   bir  baktım  ki  annem  yerde  bileğinden   küt  diye  bir  ses  geldi  boşuna  gelmemiş   neyse kaldırdım  ettim  oturdum  koltuğa   anne  dedim  bir doktora  gidelim  kırık  filan  olmasın  dedim  yok  dedi  neyse   bir gece  geçti  sabah  oldu  kalktık  şişmiş   bileği  ağrıda  başlamış  dedim  bu  böyle olmaz  anne  kalk  gidelim  dedim  doktora   neyse ki  bizim  burada   hemen  semt  polikliniği  var    annem  ilk  önce  kendi  gitti  ben  bir  gideyim  dedi  seni  ararım  dedi  bir şey  olursa    tamam  dedim  git  gitmiş   tabi  randevu  olmadığı   için ilk başta  bakmamış  doktor  annem  düştüm  acıyor  deyince  almış  doktor  hemen  biraz da   matrak  bir  doktordu  dedi  annem  güldük :)  işte  bakmış  etmiş  doktor  ezilmiş  biraz  demiş  bileğin   birde  kemik  kırılmış  demiş  hemen alçıya  alı-caz    demiş  tabi  orada  alçı  alacak  bölümleri  olmadığı   için  başka  bir  hastaneye   gitmesini  söylemiş   anneme  neyse  geldi  eve ben ilk  başta  gülmüştüm  anneme  dedim  şimdi  demesin  doktor    bileğin  kırılmış  15 gün  alçıya  alı-caz   derse  dedim  güldüm  şom  ağzımı  açmış oldum  böylece  ve  oldu :)  hemen   gittik  bize  yakın  hastaneye     doktoru  bulduk  kayıt   yaptırdık  filmini çektiler  bileğinin den    devlet  hastanesi  ama  tam  bir   tımarhane  gibi  bir  hastane  çalışanlar  ayrı  manyak  kapıda ki  görevliler  ayrı  geri zekalı     doktor  desiniz   tamam   bir  ukala    tabı   bunlar  benim  sinirimi  iyice  attırdı   önce  kayıt  yaptırırken  orada  ki görevli  bir  deli  etti  beni  onla  bir  atıştık  o  bitti  kayıt  yapan görevlilere   geldik  sıra  uzun  millet  bekliyor  benim gibi  kimini ki  acil    kiminde  artık  siniri  atmış  benim gibi  hele  o  ilk başta  duran  bir  kayıt yapan bir   bayan  vardı  o beni  ayrı sinir  etti zaten  ellinde  telefon  iki pc ekranına  bakıyor  bir yandan da  telefonla   hanım  mesajlaşıyor  iki de  bir  o kırılasıca kafasında  kaldırıp  ay  lütfen  üçlü  sıra yapmayın  deyip  durmuyor mu   ben iyice  sinirlendi mi  oda  sıradan  söylendim  durdum   bir  onla  atıştım  bir  pis  şişko  görevli  bozmasıyla  tüm  bunlar yetmez gibi  bir de  doktor  delir timi   beni  tam  son  nokta oldu  artık  bende okumuş  doktor  olmuş  ama  adam  olamayanlar  dandı  yaşı da  vardı annemin  ilk gittiği  doktorun  isimi  murattı  bu  doktorun   ismi de  murat  çıktımı dedim  ki muratların  hepsi  böyle  manyak  değil ya  dedim  gerçi  benim  kardeşimin  isimi  de  murat  ya  :)  neyse  ukala   doktor  baktı  alçıya  almamız  gerek  dedi  iyi  dedik  alın  demesin mi  alçıcı    yok  izinli  yapamıyoruz   başka  söyleyeceğini  sonda  söyleyince  ben iyice  delirdim e  peki  ne olacak
başka   hastaneye gidin  yada  iğne  yazdı  aslı  tutun  dedi  zaten doğru  düzgün  bakmadı  bir de  böyle  yapınca  dedim  benim  içime  bu iş  hiç sinmedi  anneme  bizim   Maltepe   de  özel poliklinik  var  oraya  gidelim  dedim  annem  önce olmaz dedi  ben  dedim  olur  bir de  dedim  sen  beni  sinir  etme  dedim  artık  çıktık  huysuz  doktorun  yanından  hemen  bir  taksi   buldum  bindik  gittik   annem  ben  ve  gözde  kardeşim  arkadaşım  oda  geldi  sağ olsun  bizimle  yalnız  bırakmadı   zaten  çoğu  yerde de  beni o tutu    :)  ikide  bir  sinirlendiğim  için  manyaklara   :) neyse  efendin   çok   fazla  ütüledim  kafanızı :)  gittik  ortopedi    doktorunu  bulduk   onun  ismi de  murat çıkmasın  ha   dedim  buda  manyak  çıkmasın  şimdi  zaten  yeteri  kadar  delirdim   artık dedim  burada  patlarım iyice  diyecektim  ki  Allah'tan    öyle  olmadı  çok  iyi  bir  doktordu  babacan  bir  doktordu  murat  bey  amcam :) hemen  alçıya  alıyoruz  dedi    80  lira  dedi  ney  dedim  80  lira  dedim :)  bir den  ben öyle  deyince  annem  ve  gözde  ve doktor  bey amcam gülme  aldı    :)  dedim  çok  ama  o kadar  dedim para  yok  valla  üstümüz de  ne yapı-caz  dedim   şimdi   ben  derken  doktor  annemin  bileğini  almaya  başlamıştı  neyse  mecburen  eve  gidip  almam  gerekti  para    hadi   dedi  doktor  murat  bey  amcam  :)  10  lira  da   ben ineyim   dedi    artık  gittim  eve   evde  kalmış 65 lira :)   kardeşim  bir şeyler  almış    neyse  aldım   parayı  çıktım  evden  geldim  polikliniğe    gittim   doktor  murat  bey  amcamın  yanına  dedim ki  65  lira  buldum olur mu dedim  olur    kızım  dedi  git  ver  vezneye  alsınlar  birde  kağıda  adını  mührünü  bastı  verdi  bunu dedi  ver  alsınlar   gittim  verdim  aldılar  neyse ki işlemler   bitti gittim  tekrar  doktor  murat  bey  amcanın  yanına :)  dedim çok teşekkür  ederim    sağ olun   doktor bey  dedim  oda sen de  sağ olun   dedi  çıktım  demek  ki  dedim  halen  dünyada  iyi  insanlar  kalmış  çok  şükür  dedim    Rabbım   her  zaman    cümlemizi   iyi insanlara   karşılaştırsın   ..  NOT:  Biraz   geç  kaldı  yazım  güzel insan  yolcu da   beklemiş  sağolsun :)   bu durumlar  olunca  geç  kaldı  yazım  neyse  geç olmasın  güç olmasın  demişler  :) 

14 Eylül 2014 Pazar

her aşk ...

Her aşk   kıyametin      öfken   kadar   acıtıyor  içimi   yakıyor   ruhumun   sızlayan   yetim  cümleleri   
her  aşk    yokluğun   kadar   ..sessiz   kaldım 


10 Eylül 2014 Çarşamba

Telefon maceramız 2 :)

Efendim öncelikle  yine   her  zaman  ki  gibi  tüm  dostlara   selam   olsun deyip    başlıyorum inşallah  Osman   efendinin  maceralarını   anlatmaya   çalışı cam  :)  malum   siz   dostlara   yazmıştım  telefonla   olan  maceramızı  efendim    sonunda   bizim   Osman  paşa   kavuştu  telefonuna   hemde   ne  kavuşmak    o  yüzünde ki   sevinç   ve  mutluluğu   her şeye   değdi  :)  paşamın neyse  efendim   verdik   telefonu  ve  yeni kulaklığını    paşamın  hemde  siyah  kulaklık  :) Allah   bizim ki   bir   konser  vermeye  başladı  ki  evde  sormayın   artık  hele  bir  de onun  kırmızı  bir  mikrofonu   var   değmeyin   paşamın   keyfine  :)   kırmızı   mikrofon   dediğim  de  flütün ortasında  ki  bir  parçası   onu  kendine   mikrofon  yaptı  paşam  :)  velhasıl  evde  bir   assolisttir   gidiyor    bizim hemen   yan  tarafımız da  bir  teyze   oturuyor   geçende  karşılaştık  işte nasılsın iyi misin   iki   sohbet ederken   Osman'ı da    çok  sever  sağ-olsun   her zaman  sorar   halini   hatırını   oda   sordu   gene  Osman'ın  sesi   çıkmıyor    hasta  filan mı  dedi   dedim yok  maşallah turp gibi   paşam dedim  telefonu   bozuktu   ondan   sesi  çıkmamıştır  dedim  :) oda   alıştı  sağ-olsun  evlerimiz   yanana  olunca  teyzeye  ses  gidiyor Osman'da   maşallah  bir  şarkı  söylemeye başladı mı  tamamdır  artık   :)  karışmayın diyor  Osman'ıma bırakın   söylesin  çocuğu    diyor  dedim  teyze  bıraktım  aldım   dedim  telefonunu   tamirden  artık  dedim dinlersin   kafanı   dedim  şişir :)    Osman    bu   yerinde  hiç rahat durur mu    gene   her zaman  ki  dilinde   az  ye oğlum   acık  ye   oğlum   az  ye   az  ye  gel  beni  ye    lafları   geziyor   paşamın   dilinde   :)  annemle  Ortancı  kardeşimin   dışarıda   işleri   vardı    Osman'ı da   aldılar    gittiler    işlerini   halledince  malum   bizim  ki  çay  içmeden   duramaz  :)  annemle     kardeşim  Osman  bir  pideciye   oturmuşlar   bizim  paşam  pek  sever   kır  pidesini   :)  velhasıl  oturmuşlar   annem   hemen  söylemiş  gelmiş   Osman canın    pidesi   de    hemen  anında   yemiş   şişko :)  tabi   hiç  durur mu  Osman  hemen  lafı   çakmış  bizimkilere   az  ye  oğlum    az  ye acık   ye   oğlum  ve  gel  beni  ye   deyince   biraz   yüksek  ses   tonuyla   maşallah  paşamın sesi  gürdür :)   deyip  patlatınca   laflarını   annem   anlatıyor   masada  oturanlar   ellerinde  ki pideleri  bir  bıraktılar  ki   millet  yemekten   vazgeçti  dedi :)  herkes  bir  anda  Osman'a  bakınca   bizim   şişko  gene   patlamış   lafı  az ye  oğlum  ıcık ye   oğlum  der  ve   milleti  bir gülme   ve  tebessüm  alır   :)  eeee  Osman   bu   ne  yapsa   yeridir  :)  paşamın   :) siz    dostlara    Osman   paşamın  en  çok  sevdiği   şarkıyı   sizlere   Armağan  ediyoruz   ve   siz   dostlara   selamlarını    sevgilerini    iletiyor  paşam  üstüm  de  kalmasın   paşamın   selamı  ileteyim  sizlere  :) yüzünüz  den   tebessümler  hiç eksilmesin    sevgiler   selamlar   :) 

4 Eylül 2014 Perşembe

Telefon maceramız :)




Efendim   öncelikle  tüm  dostlara   selam  olsun  uzun   zamandır  yazmıyordum     malum   hayat koşturması    bitmiyor   hele  ki   bu  bizim   Osman   efendiyse   yarabbim :) benim   eski  bir  telefonum   vardı    kullanmıyordum   bana  26 .cı doğum  günümde   çok  sevdiğim       aile   dostumuz  bir   abim    vardı   o almıştı  bende    bizim  osmana  verdim  radyosu  var   diye  malum   müzik   dinlemeyi    çok   seviyor   bizim    göbeği   önden   kendi   arkadan   giden    Osman   can  efendi  :)   hele  ki  son   zamanlarda    baya  kilo   aldı paşam  :)    maşallah     iştah yerin de  adamın  velhasıl   verdik paşama    birde  kulaklık   aldım   tamam   keyfi   yerine  geldi   paşamın   artık   yedi    yirmi   dört   ev  halkına   konser   veriyordu   assolist   paşam   :)    derken     telefonu   bozdu  evde   harp  ilan  edildi     yandık  ki  ne  yandık   paşamın  telefonu   gitti :)  artık   cümleten   geçmiş   olsun   kafamızı   ütülemeye  başladı   bile   bir  haftadır    telefon   nerde   telefon   nerde   diye  söylenmeye  başladı    paşam  :)  neyse  efendim   verdik  tamire    adamlar   ancak  yapmış  yarın  inşallah   gidip alıcam     tamirden   tabi  yeni   bir  kulaklık  ve  şarjla  :)  HE  kulaklığın  rengi de  siyah olacakmış onu söylemeyi  ihmal etmiyor  paşam :)    onları da   halletmiş   hain    şişko  :)   Osman   bu  hiç  rahat durumu    :)  Osman  efendinin  maceraları   son  gazla   devam  ediyor  :)  tüm   dostlara   selamlar   sevgiler   olsun  ....  yüzünüz  den   tebessümler   hiç  eksik   olmasın   efendim :) ...sessiz   kaldım

siz dostlara   bir   sürpriz  yapayım  bizim   evin   paşası   Osman  efendinin   bir   resmini   ekliyorum   :)  paşam vapurda  çay  keyfi   yaparken   kendisi  çay   delisidir  de :) 

31 Ağustos 2014 Pazar

Kırıntılar ..6





Bela   sevdanın   hükmü   sarmış  içimde   kopup   duran   çığlıklarının   sancıları   sarmış   küf   kokan  yalnızlığımı .  
sessiz   kaldım  ...

14 Ağustos 2014 Perşembe

kırıntılar ...5







kanıyor  yüreğimin  çığlıkları        figanlar    uğultular  yükseliyor   yüreğimin toz  duman  olmuş  çığlıkların da      kan  kusuyor   yalnızlıklarım       beyazlar    siyaha   boyanıyor    kan   revan  olmuş  be-yazlığım da   dönmüyor    savurmuyor  susuyor    diniyor  yaralarım   eski   dikişlerim   kanıyor   viran  olmuş  sevdamın   yokluğun  da    geleceğim  deme   beklerim deme   zaman   saat  sorma   geceleri   gündüzleri  sorma     sorma   dedim ya  sorma   şarkılar   muhalif  notalar   kırık   dökük      depremler   kıyametler     kopuyor   yüreğimin   rıhtımların da  yetim kalmış    cümlelerimin     arasında    sızlayan   gururumun   sancıları   dolaşıyor   dar   sokaklarım  da  gel  adını   sen  koy  bu  ayrılığının    gel de   sen  koy adımı   .......

1 Ağustos 2014 Cuma

kırıntılar ..4

SUSMUŞ-SA ZAMAN VAKİT GİTME VAKTİDİR susmuş-sa koyu karanlıklar vakit gitme vaktidir kalmışsan öksüz bir çocuğun gözlerin de gizlenmiş yaralarının alışmışsa yokluğuna vurmuşsa kıyılarına vakit gitme vaktidir ....sessiz kaldım .....ö.f




MEKANIN  CENNET  OLSUN  AY YÜZLÜ  GÜZEL  İNSAN ..SESSİZ  KALDIM 

23 Temmuz 2014 Çarşamba

kırıntılar ..3





SEN    gittin  ya    tüm   mutluluklarım  hüzünlere   bulandı  sen gittin  ya  acıyan  yaralarım  çoğaldı  sen gittin  ya   rüzgarlar   gaflete  düştü     yağmurlar  çığlıklarım  da   boğuldu  yalnızlığım  bin  bir  parçaya   bölündü  

sen gittin  ya   avuçlarımda   kaldı   anlamını  yitirmiş   cümlelerin   sen gittin  ya   seni  sevmenin   yumrukları  sancıları   kapladı   benliğimi   dilim  lal   yüreğim  kan  revan   gözlerim de  öfken  ruhum  da  dinmez  sessizliğim  sen gittin  ya   yollar  yıllara  zaman   dağlara  gebe  kaldı  sen  gittin   ya  her şey  yeni  den  başladı  .....



6 Temmuz 2014 Pazar

kırıntılar ...2

gel ey ömrümün son kalan cümlesi hey sana diyorum duy çığlıklarımı sana söylüyorum gel ey ömrümün son kalan cümlesi ...sessiz kaldım

kırıntılar ....1


Yine bir başıma kala kaldım soğuk cümlelerinin içinde bir rüzgarın çığlıklarının arasında bir zaman dilimin yokluğunda...sessiz kaldım  ö.f




16 Haziran 2014 Pazartesi

bizim küçük cadı büyüdü :)

Efendim  öncelikle    tekrardan    selam    olsun   tüm dostlara    malum  bizim    küçük    hamın   mezuniyeti  vardı       oldu   bitti     çok şükür      hepsi   bir  birin  den  güzel  kızlar   erkekler    giyinmişler   süs-lenmişler   geldiler   :)      güldüler   eğlendiler    coştular   tabi   bizler   bir  kaç   arkadaşlara    annem     ve   benim    kankam     can dost  diloş   :) ve   Ortancı  kızı    gözde     can  kardeşim :)     hanımları  içeri   bıraktık     sahile   de   denize   karşı     çaylarımızı   içtik    güzel    sohbetler    onlar   içeride   eğlendi   bizlerde   dışarıda  iyi   oldu   bizler  için de :)     ve  onlara  okumayı  yazmayı       arkadaşlığı   dostluğu   değerleri   öğreten   güzel   insan    Nalan   öğretmenleri   ve    branş   öğretmenleri ve   güzel   bir  gün oldu   hepsi   ve  bizim    için  de   zaman   o  kadar   hızlı   akıp  geçiyor ki  daha   ben  kendim   çocukken  kafamı   bir  kaldırdım   aynaya  baktım   ben   çoktan   büyümüşüm  dizlerim de  ki  yaralar  çoktan   kapanmış   Saçlarımın  arasına     gizlenmiş   bir  kaç  beyazlık   olmuş   bile  :)     zaman   kavramı   denen   şey  dipsiz   bir  uçurum  gibi   sonunun   nerede  biteceğini   bilemiyoruz   tıpkı   yağan  yağmurlar  gibi   bir  bakmışım  ki  daha    dün   gibi   yüzü  gözü   toz  pas  içinde   sokaktan  içeri   girmeyen   her  seferin  de  Çizgili m  cd si  almadan   eve  girmeyen   o  tombul   yanaklı   kırmızı   suratlı   küçük kız   çocuğu  şimdi    büyüdü     henüz ilk  okula giderken   şimdi  kocaman   bir  genç kız   oldu   liseye  başlıyor   Rahmetli   Cem  karacanın   bir   şarkısı   vardı  Mahsun  Kırmızı gülle   seslendirmişti .
Hayat film gibi son yazar biter Dert etme kendine gülümse yeter
Hayat devam ediyor bak
En güzel şey mutlu olmak
Gideceğiz çırılçıplak
Hayat ne garip of
Hayat çok garip...


Ne güzel söylemiş hayat çok garip... gerçekten de öyle annem işe giderken bana emanet ettiği küçük cadıyı o zamanlar    tüm yaramazlıklarıyla ortalığı bir birine katan bir  pasaklı  bir  kız çocuğuydu  :)  ağladığı   zaman   susturmaya   çalıştırdığım  tiz  çığlıklarıyla   mahalleyi  inleten   pasaklı  cadıydı  uykusu   gelince  ilahiler  dinleyerek  uyuyan   pasaklı  cadıydı  :)  şimdi   dönüp    bir  geriye   bakanca  çok  çok   şey yaşamışız   görmüşüz   diyeceksiniz ki   yaşın kaç  ki  daha  ne  gördün  der  gibi   dediğinizi   duyar  gibiyim  :)    yaş  28   ama   yokluğu da   gördüm  varlığı da   en  önemlisi   İstanbul  gibi  koca   bir  şehirde  hayat  mücadelesi   verdik  annemle   ve  Osman'la  acıyı  hüznü  mutluluğu  sevinçleri  yaşadık   çok  şükür  ki halimize  ve  bugünümüze   hayatın  bir yerlerinin  den  tutunarak   devam  ediyoruz   yaşamaya   Rabbım  ömür  verdikçe
inşallah  hayat   neleri   getirir   neleri   bırakır    bilemeyiz  Rabbım  her şeyin   hayırlısını    versin  cümlemize .

..buda   bizim  küçük  cadı    ve   arkadaşlarıyla   :) 


işte  bu  o  pasaklı   küçük kız  :) 














15 Haziran 2014 Pazar



Mavi   yeşil  sevdalarda   sevdim seni  yosun  tutmuş  yalnızlıklarımda   sevdim  mavi  bir     meltem   gibi   rüzgarın   kimsesizliğin  de   sevdim   oysa   ben  seni   mavi  yeşil   sevdalar  da    sevdim  hepsi   bu işte ...sessiz   kaldım.. güzel  insan   yolcudan   çaldım  resmi  de :) 

9 Haziran 2014 Pazartesi

Bizim cadının mezuniyet öncesi :)

Efendim   öncelikle   tüm  dostlara    selam   olsun  şehri-İstanbul'dan   her  zaman  ki  gibi   malum   artık  okular   kapanıyor   mezun   olanlar  orta  okul ,lise üniversite   bitirenler   var     malum   kızların   mezuniyet  ve   erkeklerin   kıyafet  dertleri   var  en   çok  tabi ki de  genç   kızların :)   hele  ki  benim  küçük  kardeşim   kendi   ortaokulu   bitirdi     liseye   geçiyor      yaklaşık   1  ay önceden    başladık   elbise   bakmaya   artık    çok  kadar  çok  elbise ye   ayakkabı    çanta   takılar   görmekten   bana   bir   haller  oldu  ikin   önce   aldık  hanıma   bir  elbise   güzel  sade  ve  şık  bir  elbise   siyah   dantelli   bir  elbise   aldık    hanıma   yarın   veda    balosu   var  ayakkabısı   yok   bizim  buraların   ne  kadar  ayakkabı   mağazası   varsa  annemle  gezdik   bulamadık   çoğu   bulduğumuzu    bizim  küçük hanım beğenmedi    çoğunu da  biz beğenmedik annemle  :)   tam  bir  ayakkabı   bulduk   dedik   annemle   onun da   fiyatı  uçuktu  :)   şahsen   ben   bir  ayakkabıya   100 lira  ,200   lira  gibi   uçuk   fiyatlar   veremem  :) annemle   beğendiğimiz   ayakkabıda   sözde  indirimli   fiyatıymış   300  liradan   200   liraya  inmiş   annemle    fiyatı   duyunca   hemen   kaçtık   mağazadan  :) malum  herkes     bütçesine   göre    alıyor    bizde    öyle   ben   elbiseye   45   lira  vermişim  
ayakkabıya   o  parayı    vermezdim :) o  yoğun   temponun   ardından   hanım    elbisesi    çantası   takıları   tamam    bir  ayakkabısı   kaldı   onuda   yarın alacağız    inşallah  annemle   uygun   bir   yerde  bulduk   artık   annemin  hali  kalmayınca   yarına  bıraktık    kandın  bitti:)   tabı   bunların  yanın  da  bizim  Osman  efendi  de    üşütmüş   hasta   bugün  pek  sesi  çıkmadı    Osman  canın :)  annem   bir  ilaç   verdi    biraz  kendine   geldi   beyefendi  :)   son   günlerde   didi   diye   soğuk   çay   var  ona uyundu   kutuları   büyük olanlara    taktı   artık  onu alıyor   beyefendiye  :)   Osman  bu   bulur   kendine   bir şeyler     takılacak  :)  dün bitirememiştim  yazımı    bugüne   kaldı  :)  neyse  ki  bizim  baş  belasının   ayakkabısını  da  bulduk  aldık :)  her  şeyi   hazır   küçük hamın   orta okul   mezunun  da  böyleyse  bizimki   lise   ve üniversite  düşünemiyorum    valla  :)   son  bir işi  kaldı   hamın  kuaför  işi  :)  ben ki   pek  öyle  takıp   takıştırmayı    :)  sevmem   sadece   ve   biraz   rahat   giyinmeyi  severim  eteklere   elbiselerle   pek  işim olmaz :)      bu   cadıyı   ben  büyüttüm  ama  hiç bana   çekmemiş  valla  :)   ilk okul  öğretmenine  benzemiş   saolsun   kendisi   giyinmeyi  süslenmeyi    pek çok   sever   bunu da   tüm  okuttuğu  öğrencilerine   geçirmiş :)  mezuniyet ide   düzenleyen   ilk okul öğretmenleri :)  Rabbım  üniversite  günlerini  de  görmeyi   nasip-etsin inşallah  :)  artık   yarın  da   mezuniyette  olup  bitenleri  anlatırım :)  tüm  dostlara   selamlar  sevgiler   en  güzeline  emanetsiniz   ....  :)   Siz  dostlara da    bir    iki   resmini  paylaşırım inşallah  :)

2 Haziran 2014 Pazartesi

Yüreğimde Taşıdığım Çelimsiz Bir Cinayet........



Yüreğimde Taşıdığım Çelimsiz Bir Cinayet

“ Faili meçhul cinayetin prova öncesi “
….

Cesedime suni teneffüs yapılırken
Yürek damarlarımda aşırı dozda rastlanılan
Yalnızlığına inat
Gözlerim hep aynı saatte
“ Sana “ tehirli kalıyordu.
Yokluğunun darağacında
Bir şiiri kurban ederken
Sesini yarsızlığıma yâr ediniyordum
Yokluğunun kalabalığına yara kabul ediyordum.

Gözyaşlarımda kurulamaya niyetlendiğim
Bir kız çocuğunun kurak tebessümlerinde
Can çekişiyordu birkaç kelebek.
Tuzu eksik uykusuzluklarımdan
Gözlerine firar ederken
Her gece özlemine bedenimi tutuşurken



Dua üstü yakalanıyordum.
Ve faili meçhul tüm depremlerin enkazında
Ayrılığa atıfta bulunan
Tüm cinayetler üzerime kalıyordu.
Oysa yüreğim,
Kadavra hükmü zaptına geçirilse de
Üşüyen damarlarımın
Birkaç nefeslik hayat belirtisinde bile
En çok gözlerine/ gülüşlerine rastlanıyordu.

….

“ Faili belli bir cinayet sonrası “

Kemiksiz acılarımdan sızan
Bir kadeh tuz öpüyor yaralarımdan beni.
Ulu orta sızıyorum ayrılığın ortasına.
Bir yalnızlık yalpalıyor içimi.
Yüreğimde onurla taşıdığım çelimsiz bir cinayet.
Yalın ayak cümlelerimden yalakaya yatırılıyorum.
Sevdaya arka çıktıkça
Cümlelerimin ümüğü sıkılıp
Dudaklarıma on puntoluk suskunluk dikiliyor.
Orta yaş sancılarına varlığımla omuz verirken
Bir anlatım bozukluğunda
Nefesimdeki “ senin “
Son nefesini veriyor yüreğim.

Sesine kıvrılıp
Varlığına uzanmışken
Falakaya yatırılmış bir uykusuzluk.
İman tahtasına değen
Kör bir bıçak.
Yağmaktan kuruyan
Bir nehir gibi bir çift göz.
Üzerime bir beden bol gelse de
Kabir azabı gibi içten içe
Sızlayan bir unutulmuşluk.

İsmail SARIGENE

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Önceliklikle tüm dostlara selam olsun efendim bir kaç gündür arkadaşım diloş yani dilek ablam var :) onun kızıyla benim kardeşim aynı sınıfta yaklaşık 8 senedir tanırız birbirimizi iki kızı daha var onlarda arkadaşlarım tabi :) bizim diloşun tuhafiye dükkanı var hem tuhafiye işi yapıyor hemde boncuk işi veriyor yaptırıyor ekip kurdu hanımlar dan kendine işleri yaptırıyor bazen kendi yapıyor bizim diloş maşallah marifetlidir :) elinden her iş gelir bende bizim küçüğü sabah okula bırakıyorum doğru bizim diloşa gidiyorum elimde simitler im oda çay demliyor iki lafın belini kırıyoruz :) büyük kızı gülsen de geliyor oda çalışıyor her sabah 10 demi gelir oda :) birde bizim Gülsen'le lafın belini kırarım :) bazende arada gözde :) gelir bizim onunda yakında düğünü var Çanakkale'ye gelin vericez hanımı :) ikisinde kardeşim gibidir benim yediğimiz içtiğimiz ayrı geçmedi onlara anneleri diloş olsun kızları olsun bir kardeş bir abla oldular sağ-olsunlar yeri geldi ağladık yeri geldi güldük iyi kötü güzel günlerimiz geçti halende devam ediyor dostluklarımız çok şükür Rabbım bozmasın :) neyse efendim bizim diloş dükkanı taşıyor hemen iki adım ilerisine :) yakın aynı sokakta neyse kaç gündür ona yardım ediyorum işte tuttuğu dükkanı boyadık etik bir taraftan da diğer dükkanı topluyoruz beraberce nasipse pazartesi temizlik yapıp yeni dükkanına geçecek inşallah Rabbım bol kazançlar versin inşallah cümlesine de bugün de gidecektim yardıma kocacığı gelmiş erken işten :) kaldı neyse bende dedim o zaman evdeki işlerime bakayım dedim kaç gündür kardeşimin odasını değiştirecektim onu yaptım bugün biraz yoruldum ama bitti şükür daha sırada benim odam kaldı :) yarında inşallah onu yapıcam biraz dedim oturayım evden annemi kardeşimi kovaladım rahat yapayım diye işimi :) annem yardım edecekti ama bizim komşu var ayla teyze onla da yaklaşık 9 seneden beri tanırım babası rahatsızdı en son hastaneye yatırmışlardı amcayı bu sabah telefon geldi ayla teyzeden babası vefat etmiş Allah rahmet eylesin Rabbım geride kalanlara sabırlar versin inşallah dedim anneme sen git bari ben daha sonra giderim baş sağlığı için dedim bir bardak çay içeyim dedim işime bakayım dedim oturdum koltuğa hem çay içiyorum hemde Türk filimi oynuyordu ona bakıyorduk Osman canla mavi boncuk emel sayınla Tarık akan kemal sunal gibi ustalar vardı ona bakıyorduk osmancana kızıyorum dedim koltuğu sallama diyorum oda ben sallamıyorum ki deyince bizim küçük cadı çıktı içeriden abla dedi deprem oluyor kalk o koltuk nasıl sallandı beşik gibi hemen çocukları topladım osmancanı tuttum diğer kardeşimde sallanmaya kalmış uyuyordu oda yerin den fırladı dışarı attık kendimizi bir baktım sokak dolmuş herkes dışarıda tam 40 saniye sürmüş sonra durdu içeri girdik 6.7 şiddetin de sallanmış İstanbul, izmiş ,Balıkesir filan sallanmış neyse ki zarar ziyan yoktu kimseye bir-şey olmadı çok şükür Rabbım bir daha göstermesin inşallah Bedirhan gökçeyi çok severim radyoda dinlerken tam yayını biterken çok söylediği dua niteliğin de her yayının bitişinde söyler bende öyle bitireyim aklımla kalanla artık depremsiz felaketsiz afetsiz günlere yüreğimle sevgiyle dua ile kalın her daim ...sessiz kaldım

22 Mayıs 2014 Perşembe

16 Mayıs 2014 Cuma

ACIMIZ SOMA .... :(




Neyi  nasıl  anlatırız ki  söze  cümleye  kelimeye  nereden  başlarız  bilmiyorum  ben  aklım da  dilim de sözlerim de hiç  bir   luğata   girmiyor  sığamıyor   boğazım da  düğümlenip  kalıyor  ya yok  hiç bir şekilde  hiç bir  dil de  anlatılmaz dile  söze  cümleye  rüzgara  yağmura  gökyüzüne  martılara  çığlıklara  yüreğimde  sıkışmış kalmış  acılara   isyanlara  kalp atışlarım  da  göz yaşlarım da yok tarifi   yok yok yok yok yok soma  ağlıyor  soma hüzünlere  gebe acılara  isyanlara  sessizliğe  kan revan olmuş  cümlelere  ağlıyor susuyor  sessizliğe  gömülüyor  hıçkırıklara  kaşıyor  ağıtlar yankılanıyor  somada  kor ateşler  yükseliyor  somadan 

..........

Soma  Manisa da  tüm  hayatını kayıp  eden  kardeşlerimize Allah'tan rahmet    mekanları  cennet  olsun 
ve tüm ailelerimize  Allah'tan  sabırlar  diliyorum   kurtulan  kardeşlerimiz de  Rabbım den acil şifalar  diliyorum   Rabbım  bir daha  böyle  büyük  acılar  göstermesin  yaşatmasın ...

8 Mayıs 2014 Perşembe

içimde birikenler ....






Hayata   hep bir sıfır  yenik  başlarız  dilimizde  hep keşkeler avuçlarımızda  bin bir çizgiler tozlu  raflarda  kalmış  bir kaç tebessümler  bazen  yok olmak ister gibi  gitmek  geliyor insana  yüreğin  içinde kopan çığlıklar fırtınalar  yalnızlıklar sessizlikler gibi gitmek geliyor  ah bu gitmeler  birde  kolay olsa gerideki anıları o tüm  yaşanmışlıkları güzel  rüyaları   toz pembe  hayalleri   yüreğimiz de  barındırdığımız  o sevgiler  duygular  sevinçler mutluluklar sonra  düşünüp ah  gitmek bu gitmeler kolay olsa bir adım atınca  her şeyin  biteceğini  sansak başı sonu  olmayan  bir yola yalın  ayak toza toprağa   karışıp   gitsek dertleri rüzgarlara  acıları  denizlere  döksek tüm zamanı  tüm  saatleri akreple  yelkovanı  ateşe  versek dumanlar tüt se tüm  benliğimi  sisler kaplasa  içime  gelip  bir düğüm  dolansa  yağan yağmurlara  karışsa içimde kuruttuğu m  öfkelerim derde  kedere  hüzünlere bağırsam  çağırsam  ana avrat küfür  etsem sövsem saysam. Taki yok olup  küllere karışana  kadar gitsem  kıymetlere  gebe   vursam benliğimi   silsem dilim de duam da yok olup gitsem 
seni  sen yapanı  silip  atsam soğuk  duvarlara  kazsam umutlarımı başka  adamlara  dağıtsam tüm çocukluğumu acılarımı  sessiz  harflere  gizlesem nefretimi  göz yaşlarımı fısıldasam  yorgun ağaçlarının  solmuş  yapraklarına  zalimle  zulmü  zincirlere  vursam prangalar  vursam aşka  sevdaya  açlığa  yoksulluğa  fakirliğe 
kara  topraklar  sersem üstüne yetim  bir çocuğun   gözlerine   sersem mutluluğu bir  parça  ekmek için ağlayan bir çocuğun  avuçlarına   yığsam   küf tutmuş  şarkıların  sözlerine  saklasam kimsesizliğimi bir  çayının  sıcaklığında  bıraksam  yalnızlıklarımı kapılara   kilitler  vursam pencerelere  bin bir sessizlik bıraksam 
gitmek  hangi  kelimenin  ardına  gizlenir ki  gitmek  var olmak olmak  arasında  kalmış  bir kelime gibi gitmek işte altı  üstü   gitmek   işte gitmenin de  gidenin de  kalanın da  kalma yanında ..............sustum  hepsi bu işte .

sessiz   kaldım ...ö.f

6 Mayıs 2014 Salı

Entarisi Dım Dım Yar :)

Efendim  öncelikle  tüm  dostlara   selam olsun son üç gündür   yoğun  bir tempom vardı  baş rollerde zatı  muhterem  osmancan  :) annemin   osmanla  ilgili  vasi  davası   vardı adliyede   annemle  babam  boşanınca  otomatik men malum   bizim  zatı muhterem  osmancan  3 aylık maşı var   paşamın :) onun  için  bu sabah  gittiler erkek  kardeşim  muratla  osmancanı  ancak  o   zapt eder  bizim  galoş  kalabalığı  pek sevmez  de :) neyse  efendim  gitmişler   adliyeye  gereken  işlemleri   yapmışlar  bizim Osman  bu  hiç rahat durur mu gene  her zaman ki dilin de  acık ye  ıccık   yee  az  yeee  oğlum  az ye  paşamın  yedi  yirmi dört dilinde :) adliyenin  içinde  kim  gelirse   karşısına  az ye  oğlum  accık   yee  oğlum  deyip  durmuş  koca  adliyeyi inletmiş  bizim  galoş :) en son  annemin  savcının  yanına  gitmiş  tamam  kapıdan   girerken  annem  ne dese  beğenirsiniz   bizim  osman can  tabi ki  az yee oğlum  accık yee  oğlum  gel beni ye demez mi  koca  savcıya :) oda  nasibini  almış  ondan   önce  adliye  giderken  taksi  çağırmıştık sen biner binmez  taksici  abiye de  az   oğlum  accık  ye  oğlum  demez mi   aldı taksici  abiyi  bir  gülme  :) bir de son  günlerde  bir  filim  vardı  düğün  derken  orada  eski  bir  türkü   vardı  düğün  derken  filimi  sayesin de  tüm  herkesin  diline  ve  malum  tüm sanatçıların da  dilinde  şuan   bile   sizlere  yazarken  bile  tepemde  sürekli  az ye  oğlum az yeee  :)  söylenip  duruyor  galoş :) bizim  osmancanın   dilin de ki  güzel  türküyle     bitiriyoruz devamı  gelecek  emin  olun :)  Osman candan   hepinize  selamlar  sevgiler...  

2 Mayıs 2014 Cuma

güzel bir gün ...


Öncelikle   selam  eder  sevgiler  saygılar   ederim  dostlar  ne olduysa  bana  son  günlerde  boyuna  yazıyorum   bugünlerde  malum  regaip  kandiliydi  bu gece  çok  şükür   bizim   burada ki  camiye  gittik  güzel  dualar   kuranlar  namazlar   kılındı   dinledik   güzel  sohbetler  edildi  ondan    önce  bugün   amcanın  oğlunun  iş yerine   gittim  işim   vardı  o hainle :)  severim  kendisini  neyse   iki   sohbet  ettik   konuştuk  orada  işim  bitti  çıktım  oradan   durağa   geldim  otobüs   bekliyorum   bekle ki  gelsin :) neyse  uzun bir beklemenin  ardından  geldi  otobüsü  bey  amcam :)  boş  yer  vardı oturum  müzik  dinliyordum  kulaklıkları mı  çıkardım  karşımda  şeker gibi  bir  amca   vardı  bir şey  soracağım  dedi  tabi  dedim  amcam  telefonda  oyun  oynamıyorsun  demi  dedi  :) dedim yok  amcam  ben sadece  müzik  dinlerim  sevmem  dedim   öyle  ellinde  sürekli  telefonla   oyunlar   mesaj   yazan  gençlerden  bana da dedi bıkkınlık  geldi  dedi  ondan  sordum  dedi  dedim  aynen  bana  da  dedim   bende  dedim  hep  görüyorum  tüm  gençlerin  ellerin de  birer  telefon   yedi  yirmi dört  oyunlar  mesajlar  yazıyor  dedim ne  sağlarını   ne  sollarını   görür oldular   dedim  evet  dedi  amcam  birde  dedi  kızım  ne  saygı  ve hoşgörü ve kültür  denen  bir şey  kaldı  dedi  bunlar   da  varsa  yoksa  telefon ellerin de  neyse  böylelikle   sohbet  etmeye  başladık    güler  yüzlü  amcamla  kendisi   77 yaşında  şeker gibi  avukatmış   işlerini   bitirmiş  Kadıköy  doğru  gidiyorum  dedi  kitaplara  bakıp  gezeceğim  dedi  iyi  yaparsınız  dedim   dedim  dikkat edin  bugün  bir mayıs  Kadıköy  dedim kalabalık  kavga  filan çıkmış  dedim yok dedi  ben iyi  bilirim  dedi  kadı köyü gezer dolaşırım  dedi  bende  dedim kitap    çok severim  kitap okumayı    daha  sonra  ben  ineceğim durağa  geldim  amcam  dedim  iyi  günler dedim indim  o yüzün de ki  tebessümle  indim  bir kaç alacağım  şey vardı onları  aldım evin yolunu  tutum   velhasıl  güzel  bir gün oldu  bazen  böyle  güzel şeylere de  rastlıyorum Allah tan  güzel oluyor :)  efendim  yüzün den  tebessümler  gönlünüz den  dualarınız  hiç eksik olmasın  her daim  mutlu huzurlu   günleriniz  olsun  inşallah   dostlar  şehri  İstanbul dan  selamlar  sevgiler .....sessiz  kaldım NOT:çeneme   vurdu  galiba  bu günlerde :)  :D 
bu arada  bizim  Osman canın  selamı  var  siz  dostlara  :) 

1 Mayıs 2014 Perşembe

Regaip Kandilimiz Mübarek olsun ..

Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin. Kandiliniz mübarek olsun. Dostlar  ..

30 Nisan 2014 Çarşamba

Bileklikler :)






Öncelikle   tüm  dostlara  selam olsun  efendim  son  günlerde   yoğun  tempo  koşturuyorum  bir yadan  bizim  küçük cadının    peşinde   malum   orta  son  öğrencisi  kendisi :) malum bu  orta  sonların   sınavı  vardı   pazartesi  salı   yapıldı  bitti   inşallah  tüm  çocuklar  iyi  bir sonuç  alırlar  diledikleri  liseye  giderler
bakalım  yeni  bir  sürprizler   yapmazsa   milli eğitim  bakanımız :)  bize   malum  bize  bazen  olmadık  sürprizler  yapıyor  :) neyse  efendim buda  bitti  derken  bizim  Osman  can her  zaman ki  gibi  gene  yedi  yirmi dört  az ye  acık yee  oğlum demeye  son  gazla  devam  ediyor  :) malum  bizim  Osman  can İsmail yk   çok seviyor bıraksan  her gün dinler  tek o olsa  çoğu  şarkıcıyı da  bilir  dinler  beyefendi :) Osman bu  sağ solu hiç  beli olmaz  şişkonun :) zaten  ne olduysa  bu İsmail yk yüzün den  oldu  arkadaş  adamın  taktığı  demirli  zımbalı o kalın   bilekliklere  sardı  şimdi de :)  dışarı   ne zaman  çıksam  hep  istiyor  neymiş  efendim İsmail yk da  varmış onlara  şarkı  söylüyormuş  kendide  olacakmış    aldık  almadık mı  o kadar çok  aldık ki  artık  ben  bıktım  almaktan  bizim Osman can  bıkmadı   birde  doğru düzgün  taksa  beğenmedi mi  birde  yandın  o zaman  hepsini  keser  atar  hain  şişko :)  şimdi  sürekli  aldığım  bir yer  var oraya  gidiyorum  daha  ben kapından  girer girmez  gülüyorlar :) dedim  gülmeyin   Osman  can   gene  beğenmedi mi  diyorlar :)  dedim  o  her şeyi  beğenmez  bizim  beyefendi  dedim  seçiciyiz  dedim :)  birde  şarkı söyler ki  dinlemeniz  gerek :)  mikrofonu da   var   beyimizin :)  şuan   sizlere  yazarken bile   söylüyor   yanımda  söylediği   şarkıda  Kenan  doğlu sımsıkı   şarkısı dinliyor  :) birde  tam  ben  bir şeyler yazarken  annemin  seslenmesi de ayrı  tabi   özlemmmmmmmm  efendim  anne   diyorum az  versene  bilgisayarı  oturayım  tamam  anne  diyorum  az bir işim   var  diyorum  yok kalk  ahhh   annem işte  :D  neyse ki  bugün  osmancanın  renkli  bilekliklerini  aldım  yüzün de ki   mutluluk  sevinç  görülmeye   değerdi :) bizim  evin  gülü  tosunu  :) osman can  :D  efendim   yüreğinizde   gözleriniz de  hiç  bir zaman  mutluluk olsun  her daim  osmancanın  maceraları  devam edecek .... :) sessiz  kaldım 


29 Nisan 2014 Salı

Gitmek öylece değildi..



Gitmek öylece değildi..
Bu şiir başladığında ben gitmiş olacağım.
Ve yalnızlık bir dem değil her an gibi çökecek üzerine..
Belki yağmurlarla gideceğim sonra hüznü doğurup kalbimde,
Düşürdüğüm her tebessüm kokulu umudu yeniden doğuracağım.
Sen okurken bu şiiri ben gitmiş olacağım..
Sen silerken gözyaşını bir karmaşanın bizde bıraktığı izde,
Sessizliğimi bu şehrin arka sokaklarında bir sokak lambasının aydınlığına saklayarak gideceğim..
Her gece ansızın üzerime çöken kederi,
Hüzzam şarkıların bende bıraktığı kesik kesik aşk nöbetlerini,
Beni sargısız bıraktırmayan yaralarımı,
Bir giz içinde günlüğümün her sayfasında satır başlarına gömeceğim.
Gitmek , kederin ve umudun tam ortasında yüzmek gibi,
Bir yandan da ruhumdan kendimi benliğimi acı acı çekerek yüzmek gibi..
Ben gidince bardağından taşırdığın sevgilerin de gidecek..
Sen kalınca radyoda çalan sevdiğimiz bir şarkının tekrarlanması istenen nakaratları da kör kuyularda yerini alacak..
Giderken götüremediğim birkaç şeyi de geriye bir an dönüp bakmak isteyişimde alacağım..
Kolayca gitmek değildi bizimkisi diğerlerine benzemiyordu, hiç benzeyememişti..
Nedendir bilinmez giderken biz hep kendimizi böleriz..
Unutmak her adımda unutulur bizde..
Diyorum ya gitmek öylece değildi, biz giderken kendimizi taşıyamayız hiç yanımızda..
Ve ben bir devrimle yarım kalışımı kendimden azlediyorum öyle gidiyorum..!
Kalışın mubarek ve azlim sana son hediyem olsun..!

Hasan TOMUK

gitmek  hangi   lugata   sığar-ki ......sessiz  kaldım ..

22 Nisan 2014 Salı

ANNE ....





Efendim    uzun   zamandır     yoktum   benim    bilgisayar  rahmetli    olunca    ne  dostları   ziyaret  ede bildim ne    yaza bildim   bir   de  annem  sağ olsun     son  dakika   golü   atınca   bize   memlekete    gitti ani den     annemle   babam       boşanmışlardı      babamda    emekli   olmaya    diye  gitti   memlekete   oraya  yerleşti    o da   bize  ayrı  bir  sürpriz       oldu   annemle  babam  ayrılalı   yaklaşık     bir  seneden    fazla  oldu    ne  ben   ne de   diğer   kardeşlerim  karıştı        sonuçta    iki aklı  başında   insanlardı    onun   için   bizler   karışmadık   annemde   kalmıştım   :)   oda   uzun   zamandır    hatta   yıl   olmuştur    kardeşlerini  görmek  için    birde   rahmetli   anneannemi    görmek  için  yani   mezarını    ziyaret   etmek   istedi   kadın  bir   hafta   diye  gitti   oldu  iki   hafta  :)   neyse ki   geliyor   yarın  Allah  nasip   ederse  yola   çıkıyor    anneciğim :)   gelsin     artık   valla      para   filan   kardeşlerin  peşinde   koşmak   zor  oldu  :)  annem     gelsin  geri   alsın  görevini  :)   ben  annem   versin  alayım yapayım   gezeyim   arkadaş  :)  olmuyor  böyle    
annemle   telefonla    konuştuk   artık  dedim gel  yanii   ne  oldu  diyor evi   filan   çocukları  çekip  çevirmek   nasılmış   dedi   zor mu  geldi   dedi   valla  biraz     öyle  oldu   dedim   :)  dedim    sen  gel    ben   bir   toz   olayım   dedim  can  kardeşim   gözdeyle    gezelim dedim:)     boşuna   dememişler      cennet  annelerin  ayaklarının  altında   diye   ben   huyuz    ehtiyarımı   çooook  seviyorum   gelllll   anneeee   rabbim  kimse yi annesiz  bırakmasın    hayattayken       annelerimizin   ve   sevdiklerimizin  kıymetini  bilelim      artık    buralardaydım   dostlar   inşallah      :)      ve  çok  sevdiğim   Bedirhan   gökçenin sol  yanım  çok  acıyor şiiriyle   görüşmek   dileğiyle   dostlar ....

Sol yanım… Çok acıyor anne.
Seni çok özledim, çok…anne…


SESSİZ   KALDIM...

6 Nisan 2014 Pazar

ben öyle işte ....

Zamanı günlere ayları yıllara yalnızlıklarımı hüzünlere her doğan yeni güne her gecenin karanlığına astım tüm senli geçen yıllarımı 12 ayımı bin bin parçaya böldüm yokluğunu sessizliğime gömdüm ben seni beni seni sevdim sandım ...  ben kara  cahil  ben  kimsesizliğim in  yetim     kalmış  gülüşlerin  denize  vurmuş  dalgaların  öf kesiyim ben  ben aşkın  soğuk  bir nefesin   acısıyı   gibiydi   ben işte öyle ...SESSİZ  KALDIM 



24 Mart 2014 Pazartesi

susmak gibi ...

yaz yüreğimin içinde kopan çığlıklarımı yaz şairin gözlerinde gizlenmiş öfkeler imi yaz rüzgarın uğultusunu kulaklarımda kalan kimsesizliğimi yaz savur tüm kelimelerimi kıyısına vurmuş gemiler gibi yosun tutmuş anılar gibi yaz içinde kopan çığlıklarımı yaz


Sessiz  kaldım ...

10 Mart 2014 Pazartesi

döngel mağarası maceram :) Kahramanmaraş












Benim  için  çok güzel bir gündü  kaç zamandır istediğim  bir şeydi  mağaraları  gezmek bizim  memleketin :) dayım sağ olsun   götürdü  beni  o kadar  eğlendim ki anlatamam  bizi    evin de misafir  eden  Hanif'i  amca  ya  ve ailesine  çok teşekkür  ederim  gerçekten  çok güzeldi   yürekleri gönülleri güzel insanlarlar  bizi  evlerinde misafir ettiler hepside  çok şeker insanlardı hele ki sobada pişirdikleri o sıcacık ekmeğinin   tadı  bir başkaydı o yeşilliklerin  içinde öylesine  güzel yemekler ve o sıcacık ekmeğin tadı bir başkaydı o  dut la, üzümler armutlar , kirazlar ,incirler  ve dalın dan koparıp yemesi de bir başka güzeldi :) ve o döngel mağarasının   kayaların altından yukarıdan aşağı inen  o tertemiz ve buz gibi  suyu da  bir başkaydı doğrusu  ve o tüm güzellikleri görmek gezmek  harika bir şeydi    üstelik  biz  döngel  mağaralarının  sadece  bir kısmını gezdik  zaman  yetseydi  gerçekten tüm döngel mağaralarını   gezmek istedim ama  neyse nasip olursa bir daha ki   sefere  yazın  çok güzel oluyor  bizim oralar bizim oralara yani Kahramanmaraşa   yolunuz  düşerse yazın zamanınız olursa  gezin  derim o tüm güzellikleri :)  ...Sessiz  kaldım  yolcu  güzel insan sana da teşekkür  ederim