13 Eylül 2015 Pazar

Osman ve bulaşık maki nası



Büyük  Usta Özdemir Asaf doğru demiş :) 

Efendim  öncelikle tüm dostlara  selamlar  sevgiler  olsun malum son zamanlarda yaşanan içimizi acıtan olaylardan yazmak pek içimden gelmiyordu  dedim biraz tebessüme ihtiyacımız var  dedim malum  bizim evin şişko su Osman efendinin  maceralarını biliyorsunuz  artık :)  adam bol aksiyonlu bol maceralı  bir şahsiyettir :)
geçenlerde  benim  düldül  bulaşık makinesin  aklı bir gidip  geldi :)  bizim evin bir sokak  aşağısında  Özkan abi var tamirci   eskiden de tanırdım sağ olsun  bir Özkan abi dedim mi  gene ne oldu baş belası der :)  neyse  efendim  benim düldül bulaşık makinesi içinde  su bırakıyordu  yıkadıktan sonra  Özkan abide maki nanın  gider hortumu uzun bir süre dedi lavaboya  bağla musluğa  kalsın dedi dedim tamam  tamamda  hemde ne tamam   neyse ben  mutfağı filan tüm işleri bitirdim  bulaşık maki nasını da çalıştırdım  bir çay içeyim dedim  demez olaydım  :) bizim  Osman efendi   sen git ben birde bezde bağlamıştım sen al onu hortumdan sök sonra sen yere insin  o hortum  ve beklenen  an mutfağı su bir güzel bassın sizce kaç kere basmıştır mutfağı su  efendim bugünle  tam 3 kez :) bizim şişko Allah'ın hakkı 3 deyip üç kere bir güzel mutfağı su bastır tabi bende devreler  yanar  sinir tepeme gelir oturur kızsan kızamıyorum bağrı cam bağıramıyorum  malum adamın dokunulmazlığı var hemde devletten :) sizin anlayacağınız  bir Osman efendi rüzgarları esiyor  :)  Allah  sonumu hayır etsin benim :)))efendim  yüzünüz den tebessümler hiç eksik olmasın :) maceramız devam edecek ...:)

12 Eylül 2015 Cumartesi

bilemedim ......







Son     günlerde    içim eski  dönem yalnızlıkları  gibi .. sarıp sarmaladığım  toz  pembe  hayaller  kurduğum  hayatta    dair  ne varsa  yaşanmışlıklar  eski dönemlere   bıraktım  çoğu  zaman  vuslata  vurmuş  hüzünler gibiydi  yumruklar    yediğim  sessizliğim den kahpe  bir   kurşunun   zamansız  gelip  vurması gibiydi  sana dair  dizdiğim  özlemlerim    soyma  kapılarının   tozlu  basamaklarında  yıkadığım  umutlar  gibiydi  içim de  biriken   anlamız   cümleler     gibiydi  geçmişle  gelecek  arasında   sıkışıp  kalmış  mutluluklar  gibiydi   sana  dair  sıraladığım  tüm  satırlarım kör  gecenin  dar kalmış  sokaklarında  firar etmiş umutlarım   beyazlar   karaya  çalmış  toprak  kokan  anıların kimsesizliğin de notası eksik  şarkılarda  unutulmuş  sana  dair  dizdiğim  aşk  nağmeler im  zulmün  zulmüne  kaçmış  bir çığlık gibi  içimi  kaplayan  sensizlikler de düşlere  gebe kalmış yağmurlar inerdi gök mavisi denizlerinin  yokluğunda acıyı  acıyla  kanattık  adını unuttuğumuz  şehirlerinin  rüzgarlarına  saldık yüreğimde  biriktirdiğim  seni ...bir avuç göz yaşında yıkadık mutlulukları sevmek bunun  neresinde varlığını  varlığımla  sardığım  söyle  hadi  sevmek bunun  neresinde başı sonu  belli  olmayan  romanlar gibiydi ufuklara bıraktığım  faili meçhul  cinayetlerinin  hükmünü  kestiği  yoksun kalmış  kifayetsiz tümceler gibiydi belki  bir vazgeçiştir  kimliğini yitirmiş  bir ruh gibi belkide yol kenarına  fırlatılmış eski aşklardı  kim bilir  kim bile bilir ki bir hoşça kala  sığdırdığın  ayrılıkları  sevdiğim  eski bir şarkının   sözleri gibiydi... Ben seni unutmak için sevmedim Gülmen ayrılık demekmiş bilmedim... diyordu.....






6 Eylül 2015 Pazar

acıyor işte hiç olmadığı kadar ....




Hiç olmadığı kadar acıyor acıyor da duyan olmuyor feryatları çığlıkları yanıyor kor kor ateşler susmuyor yürek yangınları susmuyor yer gök ağlıyor kan revan olmuş mutluluklar solmuş yüzler gözlerde bin bir acı sarıyor susun susun artık .....


Tüm Şehitlerimizin mekanları cennet olsun...

2 Eylül 2015 Çarşamba

Gitmektir bazen sevmek ....



"Sonra diline bir şarkı dolanır.
Akşamüstüne, şehre ve yalnızlığa dair.
Olsun dersin.
Sevdiklerin güldükten sonra, sen biraz ağlasan ne olur.
Gözyaşı bedava nasıl olsa…
"

Şinasi Tunalı..

27 Ağustos 2015 Perşembe

Kekre Günlerin Küsmesi

"Düşündükçe yılkı atları gibi ölsem diyorum. Mumyalasam kötülüğü!.. Sözümün bir değeri kalmaz yerin altında rüya görenler için. O yüzdendir ki; benimle en sadık gölgeler yaşar. Yüreğimi zehirler kibirli bir yüz. Ruhumun söylediğini durup yalanlar... Şu dalgın aydınlık. Bilmez ki; ben çok yerle bir olanı gördüm. Ya acının ağırlığı nedir? Ölümün rengini kim bilebilir?"


Döndü Açıkgöz
Şehir Kültür ve Edebiyat Dergisi
Sayı: 84 Mart/Nisan 2015....


23 Ağustos 2015 Pazar

karmaşa ....





Bir karmaşa   yaşan  yüreğimin  derinliklerine dalmış. Bir hüzün kıyısı  vurmuş  yalnızlığımın  içinde birikmiş yağmur birikintilerinde  sakladığım  yarım kalmış ömrüm  gibi ağlayan bir martının  kanadında  aslı  kalmış bir mutluluğun  sessizliğim  hangi  kalbe girsem bir hüsran savurur  benliğimi
bir ses ver yokluğun zamana  karışmış tozlu anılarında bir ses ver çığlıklarımın    arasında gizlenmiş sancılarıma
Kadavra hükmü almış ayrılıkların nabzını  yıkıntılara  karışmış  umutlarıma bir tümce sıralara yokluğumla  varlığımın içine  diz  satırları kaldırım  taşları gibi diz kifayetsiz kalmış tüm cümleleri
anlamını  yitirmiş ne varsa sana dair  bırak tozlu sayfalarım da .......

22 Ağustos 2015 Cumartesi

azize ve Zennube vede Osman ... :)

Efendim tüm dostlara  selamlar  sevgiler olsun  bu  yaz bir yerlere  giderim  dedim olmadı  kala kaldık  İstanbul da  :)   aslında  pek  güzel oluyor  İstanbul bu zamanlar  bir sakinlik  ve sessizlik  çöküyor  bu büyülü şehre  :) neyse hiç olmadı bir ada turu yaparız   bir hava alırız  artık denizin maviliğini izleyerek bir nebze olsa  rahatlarız artık bakalım   :) bizim Osman  efendiydi biliyorsunuz  malum bizim evin şişko su  o :) efendim  göbeği önden gittiği için  beyimizin :) takmış gene iki şarkıya    hemde ne şarkılar eski 90 sanlardan kalma  Atilla taş ayyy :)  artık içim  dışım azize ve Zennube olduuu  o nasıl söylemektir  o nasıl bir haykırıştır  o nasıl kendin den geçmedir görmeniz  gerek :) yakında  isyan edicem acaba  sesi kısılsa  mı ki daha iyi olurdu diyecem ama  sonra  valla  benim sesim kısılıyor  adamnın dokunmazlığı var arkadaş :)) nerdee Osman bu birde  güzel biliyor ki tüm şarkıcıları  sormayın bizim  evin assolisti paşam  kırmızı renkli flütüyle :)  o bizim mikrofonumuz  :))  onsuz  asla  sahneye çıkmaz :)))  biri şu Atilla taşa  söylesin  şu iki  şarkıyı  kaldırsın  youtube dan :))) azize    vee  Zennube   oyyyy   birde şu kulaklık davamız var sormayın şu yeni çıkan kulaklıkları biliyorsunuz uçlarında sünger var ben sünger diyorum :)) sen bir gün kaçır onu kulağının içine Allah  artık nasıl kulağının içine soktuysa şişko sen kal orada o küçük sünger tam ucunda yakaladık yoksa soluğu hastanede alacaktık :) valla  cımbız sayesinde çıkardık şimdi gözü korkmuş artık dikkat ediyor  göbekli :))  hee birde yeni bir tane daha ekledi o da  ham çökelek biri  benii yada osmanı durdursunnn :)))  efendim bizim şişkonun:) bu günlük  böyle macerası  merak etmeyin  bu maceranın  devamı  gelecekk :)  efendim  yüzünden tebessümler hiç eksik olması  ..



 sonun da bu teyze gibi  olmazsam iyidirr :)))