Alıp' ta gitsem başımı bir dağın yamacından denizin derinliğine insem soğuk rüzgarlar ese yalnızlığımın kimsesizliğin de martılar ağıtlar yaksa yetim kalmış bir çocuğun çığlıklarına sarsa hüzünlerimi alıp gitsem başımı bir dağın yamacın dan denizin derinliğine ....insem ...susam kalsam ..sessiz kaldım ... not : resim yüreği güzel insan blog arkadaşım yolcu dan çaldım :) http://renklerle-yolculuk.blogspot.com/2013/11/bayramoglu.html#comment-form
aklıma bu eski ama hallen kendini dinlettiren şarkı geldi ....sende başını alıp gitme ne olur ....
Bugün İstanbul biraz yorgun biraz rüzgarlı ve grilere bürünmüş bugünde sakinliği üstünde koca şehir İstanbul'un biraz da ağlıyor bugün tek tek toprakla buluşuyor damlar bir hüzünlü bugün İstanbul kimler gelmiyor ki ona her gün binlerce bavullar yağıyor üstüne her birinden ayrı hikayeler dökülüyor sayfalarından yorgun şehir İstanbul'uma adına binlerce şiirler yazılan tüm dünyayı kıskandıran güzelliğiyle büyülü yen usta şairleri kendine aşık eden İstanbul'uma bugün gökyüzünden bakı cam on günlük bir ayrılığa gidiyorum bugün 18 :45 de bir martının kanadından kopup kısa bir ayrılık ama olsun ne diyordu usta şair Orhan veli kanık
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı...
nasıl ki ustanın İstanbul aşkının satırlara dökmüşe benim ki de böyle bir İstanbul aşkı
nereden çıktı der gibisiniz bugün bu İstanbul aşkı bende bilmiyorum gitmenin etkisi gibi yoksa içimde yıllardır gizlenmiş bir aşkı İstanbul galiba bugün dile geldi :) vakit yavaş yavaş yaklaşıyor bavul hazır ben hazır mı bilmiyorum ama hazırım galiba nasipse 10 sonra görüşmek dileğiyle dostlar hepinize mutlu huzurlu günler dilerim arada bir uğrarım sayfama sizleri görmeye inşallah hepiniz en güzeline emanetsiniz ...
bir günlük sarılır mısın soğuk yalnızlığımın buz tutan duvarlarıma öyle bir gel ki tüm sessizliğim son bulsun öfke kusan çığlıklarımın çığ gibi dağılıp giden kar taneleri gibi öyle bir gel ki ben seni sevmekten vazgeçeyim .... belki birini seversin de gidersin ..
Bir şiir vardı mısraları dolaşan yüreğimin sessizliğinde ( Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!) diyordu Yılmaz Erdoğan oysa kaç denizler aştım yoksun kalmış yamalı bir martının kanadında tükettim derin yaralar açtın izi kaldı kendime yok saydım denizlerin çığlıklarına karıştı senli geçen tüm tümcelerim oysa Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!).......Sessiz kaldım ..ö.f not:resim yüreği güzel insan yolcu arkadaşımın blog sayfasından çaldım